- 0
- 0
Yüzyılın tandır ekmekleri organik, besleyici ve sağlıklıdır
Bir otelin kahvaltı büfesinde sabah yedide kuyruk oluştuğunda, misafirlerin gözü önce neye gider? Yumurtaya, peynire, zeytine. Ama tabakta ilk dolan ve en çok geri dönülen kalem çoğunlukla ekmek olur. Tam da bu yüzden büfedeki ekmek, işletmenin en sessiz ama en etkili vitrinlerinden biridir.
Bu yazıda otel, catering ve toplu yemek hizmeti veren işletmeler için sağlıklı ekmek seçiminin kendine özgü yanlarını ele alıyoruz. Tek bir masaya hizmet eden bir kafeden farklı olarak, burada yüzlerce kişi, çok farklı beklentiler ve uzun servis süreleri var.
Büfe, ekmeğin en zor sınavından geçtiği yerdir. Ürün saatlerce açıkta bekler, farklı misafirler aynı cımbızı kullanır, bazıları ekmeği ısıtmak ister, bazıları kuru yemeyi tercih eder. Üstelik karşınızdaki kitle homojen değildir.
Aynı sabah büfede şunlar buluşabilir: sağlıklı beslenmeye dikkat eden bir iş seyahatçisi, çocuğuna yumuşak bir şeyler arayan bir aile, glüten ya da süt alerjisi olan bir misafir, yaşlı bir çift ve ekmeği her şeyin yanında yemek isteyen yabancı bir turist. İyi bir büfe ekmeği seçimi, bu çeşitliliğe tek bir rafla cevap verebilmektir.
Büfede çok çeşit görmek etkileyici gelir, ama her çeşit fire ve karışıklık demektir. Orta ölçekli bir otel için dört ila beş çeşit çoğunlukla yeterlidir. Mantıklı bir dağılım şöyle olabilir:
Beyaz ekmeği tamamen kaldırmak cazip gelebilir, ama bu, misafir memnuniyetini düşürebilir. Amaç herkesi zorlamak değil, sağlıklı seçeneği görünür ve cazip kılmaktır.
Sunum, seçimi doğrudan etkiler. Sağlıklı ekmekleri en arka rafa ya da sepetin dibine koyarsanız, kimse ilk dikkat çeken seçeneklerin dışına çıkmaz. Birkaç pratik ilke işe yarar:
Dilimleyin, ama makul kalın. Çok ince dilimler kurur ve kırılır, çok kalın dilimler fire yaratır. Servis öncesi dilimleme, tazeliği korumak açısından da avantajlıdır.
Küçük partilerle sık yenileyin. Büfeye bir defada büyük miktar koymak yerine, yarım saatte bir küçük porsiyon eklemek hem tazeliği hem sunum kalitesini artırır.
Kapaklı ya da örtülü servis kapları kullanın. Açıkta bekleyen ekmek hızla kurur. Nemi koruyan bir örtü fark yaratır.
Isıtma noktası kurun. Tost makinesi ya da küçük bir ısıtma istasyonu, ekmeğin ikinci bir cazibe kazanmasını sağlar. Ince lavaşlar bu açıdan pratiktir.
Büfede ekmeğin başına bir garson dikilemez. Bu yüzden bilgi, kartların üzerinde olmalıdır. Her ekmek için küçük bir kart hazırlayın: ekmeğin adı, ana unu ve alerjen bilgisi. Glüten, süt, yumurta, susam ve soya gibi alerjenlerin tedarikçiden yazılı alınması gerekir.
İki konuya özellikle dikkat edin. Birincisi, “glütensiz” ifadesini yalnızca sertifikalı ürünlerde ve çapraz bulaşmanın önlendiği bir düzende kullanın. Aynı cımbızın, aynı tahtanın ya da aynı kesme bıçağının farklı ürünler arasında dolaşması, bulaşma riski yaratır. İkincisi, “doğal”, “katkısız” gibi ifadeleri yalnızca tedarikçinizin belgeleriyle destekleyebiliyorsanız kullanın. Güncel mevzuat için Türk Gıda Kodeksi’ni ya da bir gıda mühendisini kontrol edin.
Catering tarafında ekmeğin sorunları farklıdır. Ürün hazırlanır, taşınır, bir süre bekler ve sonra yenir. Bu yolculuğa dayanabilecek bir ekmek seçmek gerekir.
Lavaş burada öne çıkar. Wrap, dürüm ve sandviç olarak hazırlanabilir, ince yapısı sayesinde porsiyonu kontrol etmek kolaydır ve tek tek paketlenebilir. Ancak her lavaş taşımaya uygun değildir: nemli dolguyla bekletildiğinde ıslanıp dağılan ürünler catering için riskli olur. Numune aldığınızda, dolgulu lavaşı birkaç saat bekletip dokusunu test edin.
Kutu yemek ve toplantı ikramlarında ayrıca porsiyonlanmış, dilimli ürünler zaman kazandırır. Mutfak ekibinin elle dilimleme ve ölçme işine harcadığı süre, büyük etkinliklerde ciddi bir maliyet kalemidir.
Bu sorunun tek bir cevabı yok. Misafir profili, öğün saati ve menünün geri kalanı belirleyicidir. Doğru yöntem, kendi verinizi toplamaktır. İlk iki hafta boyunca her çeşitten ne kadar hazırladığınızı ve ne kadarının kaldığını not edin. Böylece kişi başı gerçek tüketiminizi görürsünüz. Sezon, doluluk oranı ve hafta içi ile hafta sonu farkı da bu tabloda ortaya çıkar.
Fire konusunda bir alışkanlık edinin: Artan ekmeği çöpe atmak yerine kruton, galeta unu, ekmek çorbası ya da ekmek pudingi gibi menü kalemlerine dönüştürün.
Büfe ve catering ölçeğinde tedarikçi seçimi, kalite kadar sürekliliğe de bağlıdır.
Çok fazla çeşitle başlayıp fireyi artırmak
Otel ve Catering Büfeleri İçin Sağlıklı Ekmek Seçimi